Hz. Harakâni Rubaileri

Bir kalbim vardır: bütün düşüncesiyle içinde

Senin zikrin dışında gönül sayfasına bir şey nakşetmedi.

Senin zikrin onu öyle sardı ki.

Başka hiçbir şey ona sığmadı.

Her rint ki tahtı mesken tuttu,

Ben yanmışın harmanından bir koku yuttu.

Her nerede kara çullu ve başı sevdalı biri varsa,

O benim şakirdimdir, o benden hırka aldı.

Aslan ve kaplanla her kim kapışırsa.

Daha iyidir, fakr kılıcından sakınırsa.

Bu kimsesizlerin himmetini eğe gibi bil.

Kendisi kesmese de kesicileri biler.

Dervişlerin sarhoş gönüllerinden başka şeyleri olmaz,

Nefes aldıkları an hariç varlıkları olmaz.

Sakın! Bu kavimden kork!

Yüzlerce baş kesilirken ortada el olmaz.

Ezel sırlarını, ne sen bilirsin ne ben.

Bu muamma sözü, ne sen okursun ne ben,

Perdenin gerisinde, ben ile seni bir konuşturan var.

Perde kalkarsa, ne sen kalırsın ne ben.

O dediğin, onu görmekle rahatlar göz.

Onu görmezse, ağlamaktan rahatlamaz göz.

Göz bize. O 'nu görmek için lâzımdır

Eğer dostu görmezse, ne işe yarar göz.

Derler ki kurban bayramı olduğu günde oğlunu öldürdüklerinde şu rubâîyi söyledi;

Hâşâ ki senin hükmüne, isyan edeyim,

Yahut senin (rızânın) hilâfına, bir nefes vereyim.

Bana yüz göz bebeği daha lâzımdır.

Tâ ki böylesi bir günde, sana kurban edeyim.

Zerdüşti olmadıkça, bir dilber sana yar olmaz

Bir dilber için Zerdüşti olsan da, ar olmaz.

Beline bağladığın zünnar olmazsa.

Aşıklar arasında sana, yer olmaz.

Zulüm ve sitemden dolayı, ahımdan kıvılcımlar dökülürdü.

Gam yolumun başına, diken ve çöp dökerdi.

Ona taraf baktığım her anda.

Gözümden hasretin, kanlı gözyaşı dökülürdü.

Dostla birlikteyim, gamdan dolayı gönlüm yaralıdır

Vuslattayım, mihnetim hicrandan daha çoktur

Gönül damağımdaki yaşam şarabı acıdır.

Öyle bir hâldeyim ki. benim sıvı şerbetim (zehir akıtan) diştir.